statement three / ifade üç

looking through/from studio

Most of the people might prefer to make some seasonal changes in their living rooms. Rearrangement of the furniture and painting walls or some parts of the house is an attempt to give it a fresh look and to present it with more liveliness and energy. A new stuff and definitely a clear solution, only available to people who have money, would indeed create a very fresh look to the house. This sort of transformation results more from the changes in aesthetic and usage value. However, while taking these two substances into consideration, a third principle tightly connected to the idea of production might be described here in relation to rearrangement of objects in studio space.

I collect images of my works from different angles of the studio in different times. These collected images of studio reveals how space changes in time and breaths like the works emerging in this space. Taking photographs of the works and studio environment might be identified as a process which brings their spirit into light. An object situated indiscernible from the surrounding would be making itself visible in time …displacement, rearrangement, multiplication, disappearance or reappearance of a table, canvas, sculpture or a mirror, etc… briefly, a mobile studio which transforms itself with continues-intervals.

Eventually, it is a complete process which enables us to make arrangements and re-arrangements of objects and works in order to create more space for new works. Studio, in this sense, has to be conceived as a space for production, a battlefield, a meeting place of objects, ideas, memories and affections. The more elements you add, the more chaotic it will be, then, it starts to become more complicated and messy. Thus, it might be claimed that production appeals and desires to become closer to where the disorder has situated, both physical and mental. In this regard, production reconsiders and realizes itself, and rearranges each particular object so that a clear idea might be acquired only after confusion. That is why disorder and chaos is immanent to the nature of production. Confusion is to be internalized, rather than to keep it away from the process, to comprehend the fluxes, variations and differences which would possibly unveil its shadow on one’s mind and lessen the overload of the objects.


atölyeden/atölyeye bakış

Birçoklarımızın, evlerinde zaman zaman yapmış olduğu bir düzenleme vardır. Mevsimden mevsime, bahardan bahara salonumuzu ya da oturma odamızı yeniden kurgularız. Kanımca bu, yaşanılan mekana yeniden, taze bir bakış atabilmek, orayı tekrar sevebilmek, yeniden yaşanılabilir kılmak için mevcut elemanların mekana yeniden-yerleştirilmesi olarak görülebilir. Yahut, maddi olanaklara sahip olanlar için daha kesin bir çözüm, yeni bir mobilyanın mekanı ve kullanımı devralmasıdır. Elbette burada, estetik ve kullanım değeri ile ilgili dönüşümün etkin olduğu bir düzenlemeden bahsetmekteyiz. Söz konusu atölyenin dönüşümü olduğunda, bu iki etkeni gözardı etmeden, daha çok üretimin doğasına içkin bir mefhumdan bahsetmek istiyorum.

Çalışmalar boyunca atölyenin farklı noktalarından bakışlar toplarım. Fotoğraflar birikmeye ve yan yana gelmeye başladıkça, işlerin ortaya çıktığı mekanın da işler gibi zamanla değiştiğini, nefes alıp verdiğini ortaya çıkarmaktalar. Buna, atölyenin ruhunun bakışlarla, fotoğraf kareleriyle ortaya çıkarılması diyebiliriz. Masanın, tuallerin, bir heykelin ya da bir boy aynasının yer değiştirmesi, yeni bir işin, daha önce orada olmayan bir işin fotoğraf karesinde bir anda belirivermesi, çoğalması, karışması, kaybolup gitmesi.... kısaca, sürekli- aralıklı olarak bir değişim ve dönüşüm içerisinde hareket eden atölye fikri.

Nihayetinde, boş bir mekanı yerleştirmeye, işgal etmeye başlıyor, üretmeye devam ettikçe mekanı doldurmaya, onu karıştırmaya, karmaşıklaştırmaya devam ediyorsunuz. Bu anlamda atölye, üretim yeri, bir savaş alanı, git gide karmaşık bir hal alan, nesnelerin, belleğin, işlerin, düşünce ve duygulanışların karşılaştığı, karmaşıklaştığı bir mekana dönüşüyor. Bütün bir mekanın hareketi ve fiziksel karmaşası, zihinsel anlamda bir karışıklığı da açığa çıkarmaya başlıyor. O halde bu noktada, üretimin karmaşa ile karşılaştığı bir durumdan bahsedebiliyoruz. Daha da ötesi, hem zihinsel hem fiziksel bir karmaşayı arzulayan üretimin ayrımına varmaya başlıyoruz. Çünkü, bu anlamda bir üretim, halis bir fikre, bu karmaşayı dağıtacak bir düzenlemeye, ancak kargaşanın ve bu kafa karışıklığının ardından, yeniden bakışlar sayesinde ulaşabileceğini düşünür. Bu yüzden karmaşa, gerçek üretimin doğasına eklemlenmiş, ona içkin bir mefhumdur. Kafa karışıklığı ise sakınılması gereken değil, aksine, içine düşülmesi ve onunla baş edebilmenin, onu açıklığa kavuşturacak akışları yakalamanın, öğrenilmesi, hatta zorunlu olduğu bir süreçtir.